RADYONU SEÇ
  • RADYO TURKUVAZ
  • RADYO ENERJİ
  • RADYO SOFT
  • TURKUVAZ ROMANTİK
  • TURKUVAZ EFSANE
  • VAV RADYO
  • AHABER RADYO
  • ANEWS RADYO
  • ASPOR RADYO
  • TURKUVAZ ANADOLU
YAYINA MESAJ GÖNDER
GÖNDER

Allah işimize karışmasın (mı?)

Genellikle dinle ilgili konudan rahatsız olan kalem ve kelam erbabının sığındığı bir limandır bu cümle "Allah'ı bu işe karıştırma.
Bu konunun Allah ile ilgisi yok." Böyle ifade ediyorlar düşüncelerini.
Yüce Rabbi Yaratıcı kabul eden bir Müslüman bu cümleyi kullanabilir mi? Kullanmaması lazım.
Kullanamaz. Çünkü Allah bu kâinatı bir gerekçe ile yaratmış ve görev yükletmiştir. Kur'an açıklıyor:
"Ben insanları ve cinleri bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat, 56) "Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz." (Müminun, 115) Sadece bu iki ayet bile hayatın tümünün Allah'a adanması gerektiğini bildiriyor.
'İrili ufaklı her şey bu kitaptadır.' (Sebe, 3) ayeti hayatın tümünün Kur'an'a göre tertip edilmesini emrediyor. Onun içindir ki 'Tanrının hakkı tanrıya, Sezar'ınki Sezar'a' felsefesi bizde Allah ile yaratılmışı birbirinden ayıran bir bakıştır. Allah ile Sezar'ı eşitlemedir.
Dini camiye hapseden bakış tarzı ne gariptir ki çocuk gelinler, hayvan hakları gibi problemlerle karşılaştığımızda olumsuzlukları dine fatura etmekte mahirdir.
Burada dinin müdahil olmasını isterler. Ancak işlerine gelmeyince de; falan konunun dinle ne ilgisi var derler.
Beyler. Dinin ilgisinin olmadığı müdahil olmadığı hiçbir alan yoktur. Yani namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ne kadar dinin alanında ise, kırmızı ışıktan geçmemek, hayattaki her tercih, her karar da dinin alanı içindedir.
Tevhidin gereği budur.
Bizim 'Allah'a din öğretmek diye bir gayretimiz olmaz.' (Hucurat, 16) 'Dini Allah'a has kılmak ve O'nun için halis kılmak' (Zümer, 2) görevimizdir. Allah'ın dini neyse onu öylece kabul ederiz. Uygularız. İman ederiz.
Ahirette sadece oruç, zekât, kumar, içki sorgulanmayacak.
Teraziye her şey konacak.
Niyetler, ihlaslar, samimiyetler, kul hakları, komşu hakları her şey ama her şey teraziye konacak.
Hayatın hepsi iman ve amelden ibarettir. İmanla harmanlanmayan hiçbir amelin faydası yoktur. Amelsiz iman da her an çökmeye mahkûmdur. Yüce Allah'a alan belirleme, görev yükleme, din öğretme cüretinden vazgeçmeyen dininden vazgeçer.
Bizler her konuyu ama her konuyu akıl ve vicdan ölçüsünde dine sorarız. Allah bu konuda ne buyurdu deriz. Hz. Resul (s.a.v.) ne yaptı deriz. Ve kararımızı buna göre veririz.

BİR SORU
Ezan okumak sünnet mi? Mezheplere göre hükmü nedir?
- Şafii, Hanefi, Maliki mezheplerine göre ezan okumak güçlü -müekked- sünnettir. (Hanefiler derler ki, bir kasaba -şehir'de hiçbir ezan okunmazsa herkes sorumlu olur. Bir yerde okunması tüm o bölge insanlarını sorumluluktan kurtarır.) Hanbeliler ise derler ki, bir beldede -köyde- kasaba veya şehirde en azından bir kişinin okumasıyla herkesten bu sorumluluk kalkar. Herhangi bir beldede hiçbir yerde ezan okunmazsa bütün belde sakinleri bir farzı terk etmiş gibi günaha girerler. Ezan aynı zamanda bir beldenin özgürlük ve Müslüman oluşunun belgesidir. Hanbelilere göre ezanın okunması farzı kifayedir.

KIZ ÇOCUĞUNU HORLAMAK CEHALETTİR
Bazı kişilerin kız çocuğu sahibi olduğunda bundan hoşnut olmadığını görüyoruz. Bu anlayış cahiliye döneminden yansımış bir hastalıktır. Yüce Allah'ın verdiği her evlat -kız veya erkek- bir müjde ve nimettir. Evlat ayrımı yapmak İslam ahlakıyla bağdaşmaz.
Hz. Peygamber (s.a.v.) kız çocuklarımıza sevgi göstermemizi emretmiştir.
Şöyle buyurmuştur: 'Her kim iki kız çocuğuna bakıp büyütür ve onlara bakarsa onun ahiret makamı iki melekle beraber olacaktır.
Sonra da şöyle buyurdu:
'Her kimin bir kız çocuğu olur da onu yaşatır ve üzmezse, hakir görmez ve iltifat ederse erkek çocuğunu ona tercih etmezse Yüce Allah onu cennete gönderir.

KIZ ÇOCUKLARINI MİRASTAN MAHRUM ETMEYİNİZ
B azı babalar kız çocuklarına mal kalmasın diye hayattayken bütün malını erkek çocuklarına paylaştığını duyuyoruz. Kızı için ise; el çocuğuna -damadı kastediyor- mal vermem diyor. Bu yanlıştır ve zulümdür. Çocuklarınıza Yüce Allah'ın verdiği hakkı esirgemeyiniz. Çünkü miras; Yüce Yaratıcının kişinin emeğine koyduğu evlatların -mirasçıların- bir hakkıdır. Kişi bunu keyfi olarak kullanmamalıdır.

BEN ÇOCUKLARIMI HİÇ ÖPMEDİM
Akra bin Habis (r.a.) bir gün Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yanına geldi. Efendimizin torunu Hz. Hasan ile oynadığını ve onu şefkatle öptüğünü gördü. Peygamberimizin bu aşırı merhameti. Akra'yı şaşırttı.
Onlar çocuk sevmeye, merhamet göstermeye alışık değillerdi.
Şöyle dedi: Ey Allah'ın peygamberi siz çocuklarınızla meşgul oluyor ve şefkat gösteriyorsunuz.
Halbuki benim on çocuğum var ve ben onların hiçbiriyle meşgul olmam.
Şefkatle öpmem.
Efendimiz (s.a.v.) başını kaldırıp baktı ve sonra şöyle buyurdu: 'Merhamet etmeyene merhamet edilmez.' Eğer Allah senin kalbine rahmet ve şefkati verseydi - yani sen bunu hak etseydin- sen de benim gibi yapardın.

SU İÇMENİN SÜNNETLERİ
1- Besmele ile su içmeye başlanır.
2- Su bardak gibi içi görülen kaptan içilir.
3- Oturarak içmeyi tercih etmek lazım.
4- Hz. Peygamber'in (s.a.v.) zemzemi ayakta içtiği olmuştur.
5- Bardağın içine üfürülmez, nefeslenmez.
6- Bardak sağ elle tutulur.
7- Suyu üç yudumda içmek güzel olur.
8- Su içtikten sonra hamdolsun denir.

VE RESUL GÖKTE AYI İKİYE BÖLÜNCE
Sahih hadis kitaplarındaki bilgiye göre Mekke müşrikleri (veya sahabeden bazıları) Hz. Peygamber'den (s.a.v.) bir mucize göstermesini istediler. Buhari ve Müslim'in ittifakla aktardıklarına göre Hz. Peygamber (s.a.v.) müşriklere şöyle sordu:
Gökteki ayı bölsem inanır mısınız? Evet dediler. Gökte apaçık bir geceydi. Bulut yoktu. Hz. Peygamber (s.a.v.) mübarek parmaklarını yukarı kaldırıp aya işaret etti.
Ay ikiye bölündü. Bir parçası yukarı diğeri Ebu Kubeys dağına doğru indi. Efendimiz seslendi: Şahit olun! Müşrikler şaşkınlık içindeyken. Ebu Cehil bağırdı: Bu büyük bir sihirdir. Muhammed gözlerimizi bağlıyor.
Hadiseyi İbn Mes'ud, Hz. Enes, Hz. Meşruk, Abdullah bin Abbas aktarıyorlar.
Ebu Cehil ertesi gün o gece yolda olan kervanlara gökte olağanüstü bir olayla karşılaşıp karşılaşmadıklarını sordu. Kervancılar şöyle dediler: Geceleyin ayın ikiye bölünüp bir parçasının aşağı doğru indiğini gördük.
Ancak bu olağanüstü hissi mucize bile müşrikleri insafa getirmedi ve bu durum edegelen bir büyüdür dediler.
Mekke'de inen "Kamer=Ay" suresinin ilk ayetleri bu mucizeyi haber veriyor:
"Saat yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir mucize görünce hâlâ yüz çevirirler ve şöyle derler: Sürüp giden bir büyüdür bu." Yalanladılar. Nefislerinin arzularına uydular.
Halbuki her iş yerini bulacaktır. (Kamer: 1-3) Ayın yarılması mucizesi, artık kıyamet için adımın atıldığının ve evrenin kalan ömrünün geçmişe göre daha kısa olduğunun bir belgesidir. Bu mucize 'İsra ve Mirac' gibi Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Kur'an'daki en büyük hissi mucizelerinden birisidir.

BÜTÜN MÜSLÜMANLAR BİR VÜCUT GİBİDİR
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Bütün Müslümanlar bir insan vücudu gibidir. Bu vücudun bir organına bir şey olursa bütün vücut o acıyı hisseder. Başı ağrırsa yine bütün vücut o ağrıyı duyar.' (Müslim, Birr)

BİRAZ DUR! BİR NEFES AL
Biliyorum. Telaş içindesin.
Uğraşıyorsun. Bazen kendini bile unutuyorsun. Dünyaya fazlaca bağlanmışsın. Bağlanmışız. Yeni bir iş kurayım diyorsun. Şu mevkiye gelsem. Şu işi yapsam. Yetmez, şunu da yapsam diyorsun. Uzaktaki bir dostunu görsen kaç yıl oldu görüşmedik diye soracaksın. Beş yıl oldu dediğinde de; 'Ya! O kadar oldu mu' dersin. Koşuyorsun.
Hele bir dur. Soluklan. Sağına bak soluna bak. Ömür gidiyor. Sen de gidiyorsun.
En yakın dostlarının gittiği yere doğru. Yola çıkmışsın bile. Hazırlıksız yakalanma. Dünya kimseye kalmadı. Sana da kalmayacak..

Prof.Dr. NİHAT HATİPOĞLU

BİZE ULAŞIN