RADYONU SEÇ
  • RADYO TURKUVAZ
  • RADYO ENERJİ
  • RADYO SOFT
  • TURKUVAZ ROMANTİK
  • TURKUVAZ EFSANE
  • VAV RADYO
  • AHABER RADYO
  • ANEWS RADYO
  • ASPOR RADYO
  • TURKUVAZ ANADOLU
YAYINA MESAJ GÖNDER
GÖNDER

Hoş geldin üç aylar

Önümüzdeki perşembe akşamı üç ayların ilk kandili olan Regaip Kandili. Bilindiği gibi üç ayların ilki olan Recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gece Regaip Kandili'dir.
Bu ayın 27. gecesi 'Mirac' Kandili olarak kutlanıyor.
Şaban ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan gece ise 'Beraat' Kandili gecesidir.
Dikkat ederseniz kandillerin yoğun şekilde bizi sarmaladığı, tövbe kapılarının sonuna kadar aralandığı bir fırsat dönemine giriyoruz. Bu dönemler istisnai dönemlerdir. Yolu düzeltmek, yanlışları örtmek için önümüze gelen bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
Tövbe her zaman yapılır elbette. İlla ki Kandil gecelerine mecbur değiliz. Bu doğru ancak insanların böyle gecelerde kendilerini silkelediği de bir gerçek.

Regaip Kandili
Bazı rivayetlerde bu gecenin isminin meleklerle telaffuz edildiği ifade edilir.
Regaip kelimesi, güzel şeyleri arzu etmek, istemek, elde etmeye gayret etmek anlamlarına gelir.
Bu gece ibadet edenin, tövbe edenin arzularının verileceği ümit edilir. Regaip gecesinin içinde olduğu Recep ayında bolca oruç tutulmalıdır. Bu aya 'Recebü'l-asabb' da denilmiştir. Yani; iyiliklerin isabet ettiği Recep ayı.
Recep ayına 'tövbe' ismi de konulmuştur.
Mümin bu ayda ve özellikle de Regaip Kandili'nde günahlarını bolca kendine itiraf edip tövbe etmelidir.

Recep haram aylardandır
Tövbe suresinin 36. ayeti Recep ayına işaret eder. Ayet şöyledir; "Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse bu aylarda kendinize zulmetmeyin." Değişik hadislerde haram ayların (yani günahın ve kusurların özellikle daha feci olduğu, savaşlara bile ara verilmesi gereken ayların) içinde Recep de sayılmıştır. Haram aylar. 'Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep'tir.'

Bu ayda oruç
İbn Abbas; Efendimizin bu ayda çok oruç tuttuğunu ifade ediyor. Hatta orucu hiç bırakmayacak zannederdik der. Bazen de Recep ayında oruca o kadar ara verirdi ki hiç tutmayacak zannederdik. (Müslim) Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle haber verirdi:
"Allah'ım Recep, Şaban'ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan'a ulaştır.' (Ahmed, Müsned) Bu gece (Regaip gecesinin gündüzü) oruç tutana birçok sevap haberi verilmiştir.

Dört geceye yağan rahmet
Rabbimizin rahmeti her zaman vardır.
Ama nasıl ki her gece güzel olmakla beraber Kadir gecesi bin geceye denktir. (Kadir Suresi) ve nasıl ki Kudüs'teki Mescidi Aksa diğer mekânlardan farklıysa Recep ayının ilk perşembesi ve belli zamanlar da öylece özeldir.
Dört geceye özel rahmet yağar:
- Kurban Bayramı'nın gecesi - Ramazan Bayramı'nın gecesi - Şaban ayının 15. gecesi (Beraat gecesi) - Recep ayının ilk perşembe gecesi (Regaip gecesi)

Oruç nasıl tutalım?
Perşembe ve cumayı beraber tutmak uygun olur. Sadece bir gün oruç tutma imkânımız varsa, sadece perşembeyi tutabiliriz.
İmam Kurtubi'ye göre gece önce, gündüz sonra gelir. Bu durumda alışkanlık haline getirilmedikçecuma günü de Kandil için oruç tutulabilir.
Hz. Nuh'un Recep ayında gemiye bindiği ve bu günü oruçla geçirdiği rivayetleri vardır.

Dua edelim
Bu gece birbirimizi haberdar edelim.
Karşılıklı dua edelim. Yüce Rabbimizin kendisinden isteyen kulunu sevdiğini unutmayalım.

Perşembe akşamı TV'deyiz
Martın 30'unu 31'ine bağlayan gece üç ayların ilk kandili olan Regaip Kandili gecesidir.
Bu gece ne tür ibadetler yapılabilir, bu geceyi nasıl ihya etmeliyiz, bütün bunları önümüzdeki perşembeyi cumaya bağlayan bu mübarek gecede ATV'deki canlı Kandil Özel programımızda sizinle paylaşacağım.
İnşallah bu vesileyle hepinizin hem kandilini ve hem de üç aylarını kutlarım.

NAZARDAN ALLAH'A SIĞININ...
Soru-1: Nazar var mı?
- Niceliği tam bilinmemekle beraber nazar veya göz değmesi, yani bazı kimselerin bakışlarıyla bazı olumsuz etkileri meydana getirebildikleri dinen de kabul edilmektedir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de (Kalem suresi, 54-52. Ayet): "...inkâr edenler, Kur'an'ı dinlediklerinde, nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi" buyurulmaktadır.
Bu nazara yorumlanmıştır.
Hz. Aişe'nin (r.a.) naklettiği bir Hadis-i Şerifte de Hz. Peygamber (s.a.v.):
"Nazardan Allah'a sığının, çünkü nazar (göz değmesi) haktır." (İbn Mace, 2/1159, Hadis no: 3508) buyurmuştur.
Resulullah'ın (s.a.v.) nazara (göz değmesi) karşı "Ayete'l Kürsi ile ihlas ve muavvizeteyn (yani Felak ve Nas) surelerini okuduğu; ashabına da bunları okumalarını" tavsiye buyurduğu (Tecrid Tercemesi, 12/90 Hadis no: 1932) rivayet edilmektedir.
Hz. Peygamber 'in huzurunda sahabeden birisinin nazardan etkilenip baygınlık geçirdiği şekilde rivayetler bulunmaktadır.

Soru -2: Cep telefonundan hatim dinlemek...
- Ehil kişiler tarafından okunup telefon veya banda kaydedilmiş Kur'an-ı Kerim ve hatm-i şerif tilavetinin, hürmetle dinlenmesi, isteyenlerin bu esnada söz konusu tilaveti Mushaf-ı Şerif'ten de takip etmeleri, bizzat Kur'an-ı Kerim tilavetinde bulunan bir kimseyi dinlemek gibi ibadettir ve sevaptır. Böylece Kur'an-ı Kerim tilavetinin dinlenmesi ile elde edilecek sevabın başkalarına (ölmüş kimselerin ruhlarına) bağışlanması da caizdir. Günümüzde telefonuna kaydedilmiş ayetleri dinlemek ve o esnada kıraata katılmak uygun olur.
Hatim ise bir kimsenin Kur'an-ı Kerim'i baştan sonuna kadar bizzat tilavet etmesi demektir. Başkası tarafından veya banttan tilavet olunan hatmi dinleyen veya takip edenler, hatim indirmiş olmazlar: Fakat Kur'an tilavetini ve hatmi dinleme sevabı alır. Ancak hatmi dinleyen kişi o esnada o ayetleri telaffuz ederse o da aynı sevabı kazanmış olur.
Zira o da okumuş sayılır.

İMAM BUHARİ'NİN HASSASİYETİ
İmam Buhari hadisleri alırken çok titiz ve seçici davranmıştır.
Hocasından hadisi duyan talebe ile hocasının aynı şehirde veya zaman diliminde yaşamış olmalarını yetersiz görmüş bizzat hoca ile talebenin uzun süre görüşmüş olma şartını aramıştır.
Hazırladığı eserini onbinlerce talebeye okutmuştur.
Kendisinden bu eseri aktaran öğrencilerinin sayısı bine yaklaşmıştır. Bunların birkaçı ise ön plana çıkmıştır.
Kur'an-ı Kerim'den sonra İslam âleminin en çok önemsediği kitap şüphesiz hadisleri toplayan İmam Buhari'nin bu eseri olmuştur.

"ALLAH'IM DİLERSEN VER" DEMEYİN
Hz. Enes der ki Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: Yüce Allah'tan bir şey istediğinizde -dua ettiğinizde-; "Allah'ım!
Dilersen bana şunu ver veya şunu yap' demeyin. Duamızda böyle tereddütlü dua etmeyin.
Bilakis Allah'ım şunu ver veya şunu kabul et demeyiniz. Zira Yüce Allah'ı engelleyecek kimse yok ki. (Dilediğinde, dilediğine dileğini verir. Kimse O'na veremezsin diyemez ki) (Buhari, Tevhid, 7026).
Hz. Enes'in rivayeti bize duanın metodunu, yöntemini öğretiyor.
Yüce Allah'tan isterken arzımızı tam ifade etmeliyiz. Ve Allah'tan istemekten çekinmemeliyiz.
Zira O, her şeyin sahibidir.
O'ndan değil de kimden isteyeceğiz.

İMAM BUHARİ'NİN METODUNDAN BİR CÜMLE
Bazı kişiler hadisçilerin kitaplarını dizayn ederken Kur'an-ı Kerim'i ihmal ettiklerini zannederler. Halbuki bu iş tam tersinedir. Örnek olarak şu kısa örneği vereyim; İmam Buhari 'Tevhid' kitabının 'bab' başlıklarında hadisleri vermeden önce konuyla ilgili ayetleri örnekleyelim:
2. bab (bölüm) başlığının altında: Dilerseniz Allah dilerseniz Rahman deyiniz. O'nu hangi isimle çağırırsanız çağırın bütün güzel isimler O'nun içindir (İsra, 110) ayetlerini verir.
3.babda (bölüm): 'Şüphesiz Allah çokça rızık veren ve güç sahibi olandır (Zariyat, 58) ayetlerini verir.
4. babda (bölüm): Cin suresi 26. Ayet; Lokman suresi 34. Ayet, Nisa suresi, 166. Ayet;
Fatır 11. Ayet, Fussilet, 47. Ayet.
- Bu manzara ve dizayn 'Tevhid' adlı ana başlığın altındaki 57 bölümün tümünde böylece devam eder. Önce konuyla ilgili ayeti verir, sonra da aynı mevzudaki hadisi aktarır.
Kur'an ve sünneti birbirinden ayırmaya çabalayan peygamberin din hezeyanlarına ve hadis inkârına karşı bu büyük alimler zamanında bütün tedbirleri almışlardır.

İMAM BUHARİ'NİN KİTABININ BAŞLANGICI
Biliyorsunuz. İmam Buhari sahih gördüğü hadisleri kitabına almıştır. Bütün sahihleri ben topladım dememiş bilakis kitabına sahih olanları almaya çabalamıştır.
Bu büyük hadisçi "Kur'an ve Sünnete bağlanmak" adlı özel bölümde tam 96 hadis alarak konuya olan hassasiyetini göstermiştir.
İmam Buhari'nin yedi bin üzerinde (tekrarlarla) hadis derlediği eserine zayıf rivayet almamıştır.
Uydurma rivayet almamıştır.
Mükerrer hadisleri çıkarırsak Buhari'deki hadis sayısı dört binle sınırlı kalır. Buhari'nin kitabını düzenlerken; Namaz, oruç, hacc, zekât, adak, yeminler, cezalar, diyetler gibi hayatımıza helal-haram ve ibadet olarak yansıyan bölümlerden önce "vahiy, iman ve ilim" üçlüsünü art arda koyması da çok dikkat çekicidir. (İmam Müslim de sahihin ilk bölümüne iman konusunu kondurur).
Sadece bu örnek bile hadis alimlerinin kitaplarını düzenlerken nasıl ciddi bir hassasiyet gösterdiklerini, seçici davrandıklarını -yüzbinlerce olduğu söylenen rivayetler arasından- kılı kırk yararak sahih olduğu kanaatine vardıklarını seçip aldıklarını ve vahiy, iman ve ilim bahislerini tasniflerinin sertacı ettiğini gösteriyor.
İlim erbabı bilir ki;
"Buhari'nin fıkhi (derinliği, aklı, inceliği, fıkıh görüşleri) kitabının başlıklarında bulunur" cümlesi hayli meşhur bir tespittir.
Allah hadis alimlerimizden razı olsun.

Prof. Dr. NİHAT HATİPOĞLU

Kaynak: AHaber

BİZE ULAŞIN